Kuran oku
Arapça metin, çeviri ve her ayet için tilavet.
الشَّمۡسِ
Şems · Cüz 30 · Sayfa 595
Hemze-i vasl
Med (normal)
Med (vacip)
Med (caiz)
Kalkale
Gunne
Idgam
Okunmayan harf
◆
الشَّمۡسِ
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
◆
١
وَٱلشَّمْسِ وَضُحَـٰهَا١
Güneşe ve onun ışığına,
٢
وَٱلْقَمَرِ إِذَا تَلَـٰهَا٢
Ardından gelmekte olan aya,
٣
وَٱلنَّهَارِ إِذَا جَلَّـٰهَا٣
Onu ortaya koyan gündüze,
٤
وَٱلَّيْلِ إِذَا يَغْشَـٰهَا٤
Onu bürüyen geceye,
٥
وَٱلسَّمَآءِ وَمَا بَنَـٰهَا٥
Göğe ve onu yapana,
٦
وَٱلْأَرْضِ وَمَا طَحَـٰهَا٦
Yere ve onu yayana,
٧
وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّٮٰهَا٧
Kişiye ve onu şekillendirene,
٨
فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَٮٰهَا٨
Sonra da ona iyilik ve kötülük kabiliyeti verene and olsun ki:
٩
قَدْ أَفْلَحَ مَن زَكَّـٰهَا٩
Kendini arıtan saadete ermiştir.
١٠
وَقَدْ خَابَ مَن دَسَّـٰهَا١٠
Kendini fenalıklara gömen kimse de ziyana uğramıştır.
١١
كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوَٮٰهَآ١١
Semud milleti, içlerinden en azgını ileri atılınca, azgınlığı yüzünden peygamberleri yalanladı.
١٢
إِذِ ٱنۢبَعَثَ أَشْقَـٰهَا١٢
Semud milleti, içlerinden en azgını ileri atılınca, azgınlığı yüzünden peygamberleri yalanladı.
١٣
فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ ٱللَّهِ نَاقَةَ ٱللَّهِ وَسُقْيَـٰهَا١٣
Allah'ın peygamberi onlara, Allah'ın devesini göstermiş ve: "Allah'ın bu devesine ve onun su hakkına dokunmayın" demişti.
١٤
فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُم بِذَنۢبِهِمْ فَسَوَّٮٰهَا١٤
Onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onların üzerine katmerli azap indirdi; yerle bir etti onları.
١٥
وَلَا يَخَافُ عُقْبَـٰهَا١٥
Bu işin sonundan O'nun korkusu yoktur.
◆
اللَّيۡلِ
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
◆
١
وَٱلَّيْلِ إِذَا يَغْشَىٰ١
Kararıp ortalığı bürüdüğü zaman geceye and olsun.
٢
وَٱلنَّهَارِ إِذَا تَجَلَّىٰ٢
Açılıp aydınlattığı zaman gündüze and olsun.
٣
وَمَا خَلَقَ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰٓ٣
Erkeği ve dişiyi yaratana and olsun ki:
٤
إِنَّ سَعْيَكُمْ لَشَتَّىٰ٤
Doğrusu sizin çalışmalarınız çeşitlidir.
٥
فَأَمَّا مَنْ أَعْطَىٰ وَٱتَّقَىٰ٥
Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız.
٦
وَصَدَّقَ بِٱلْحُسْنَىٰ٦
Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız.
٧
فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلْيُسْرَىٰ٧
Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız.
٨
وَأَمَّا مَنۢ بَخِلَ وَٱسْتَغْنَىٰ٨
Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız.
٩
وَكَذَّبَ بِٱلْحُسْنَىٰ٩
Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız.
١٠
فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلْعُسْرَىٰ١٠
Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız.
١١
وَمَا يُغْنِى عَنْهُ مَالُهُۥٓ إِذَا تَرَدَّىٰٓ١١
O kimse ölüp ateşe yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez.
١٢
إِنَّ عَلَيْنَا لَلْهُدَىٰ١٢
Bize düşen sadece doğru yolu göstermektir.
١٣
وَإِنَّ لَنَا لَلْأَخِرَةَ وَٱلْأُولَىٰ١٣
Şüphesiz ahiret de, dünya da Bizimdir.
١٤
فَأَنذَرْتُكُمْ نَارًا تَلَظَّىٰ١٤
Sizi alevler saçan ateşle uyardım;
Sayfa 595 · ٥٩٥