Kuran oku

Arapça metin, çeviri ve her ayet için tilavet.

الفَجۡرِ Fecr · Cüz 30 · Sayfa 594
Hemze-i vasl Med (normal) Med (vacip) Med (caiz) Kalkale Gunne Idgam Okunmayan harf
٢٤
يَقُولُ يَـٰلَيْتَنِى قَدَّمْتُ لِحَيَاتِى٢٤
"Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaymışım" der.
٢٥
فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُۥٓ أَحَدٌ٢٥
O gün, hiç kimse, Allah'ın azabettiği gibi azabedemez.
٢٦
وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُۥٓ أَحَدٌ٢٦
Hiç kimse O'nun vurduğu bağ gibisini bağlayamaz.
٢٧
يَـٰٓأَيَّتُهَا ٱلنَّفْسُ ٱلْمُطْمَئِنَّةُ٢٧
Ey huzur içinde olan can!
٢٨
ٱرْجِعِىٓ إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً٢٨
O, senden, sen de O'ndan hoşnut olarak Rabbine dön!
٢٩
فَٱدْخُلِى فِى عِبَـٰدِى٢٩
Ey can! İyi kullarımın arasına gir.
٣٠
وَٱدْخُلِى جَنَّتِى٣٠
Cennetime gir.
البَلَدِ
90. Al-Balad · Mekki · 20 ayet
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
١
لَآ أُقْسِمُ بِهَـٰذَا ٱلْبَلَدِ١
Bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim; ki sen bu şehirde oturmuşsun.
٢
وَأَنتَ حِلُّۢ بِهَـٰذَا ٱلْبَلَدِ٢
Bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim; ki sen bu şehirde oturmuşsun.
٣
وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَ٣
Doğurana ve doğurduğuna and olsun ki;
٤
لَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَـٰنَ فِى كَبَدٍ٤
İnsanoğlunu, zorluklara katlanacak şekilde yarattık.
٥
أَيَحْسَبُ أَن لَّن يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌ٥
İnsanoğlu, kendisine kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?
٦
يَقُولُ أَهْلَكْتُ مَالاً لُّبَدًا٦
"Yığın yığın mal tüketmişimdir" diyor.
٧
أَيَحْسَبُ أَن لَّمْ يَرَهُۥٓ أَحَدٌ٧
O, kimsenin kendisini görmediğini mi zannediyor?
٨
أَلَمْ نَجْعَل لَّهُۥ عَيْنَيْنِ٨
Biz onun için iki göz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi?
٩
وَلِسَانًا وَشَفَتَيْنِ٩
Biz onun için iki göz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi?
١٠
وَهَدَيْنَـٰهُ ٱلنَّجْدَيْنِ١٠
Biz ona eğri ve doğru iki yolu da göstermedik mi?
١١
فَلَا ٱقْتَحَمَ ٱلْعَقَبَةَ١١
Ama o, zor geçidi aşmaya girişemedi.
١٢
وَمَآ أَدْرَٮٰكَ مَا ٱلْعَقَبَةُ١٢
O zor geçidin ne olduğunu sen bilir misin?
١٣
فَكُّ رَقَبَةٍ١٣
O geçit, bir köle ve esir azadetmek,
١٤
أَوْ إِطْعَـٰمٌ فِى يَوْمٍ ذِى مَسْغَبَةٍ١٤
Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.
١٥
يَتِيمًا ذَا مَقْرَبَةٍ١٥
Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.
١٦
أَوْ مِسْكِينًا ذَا مَتْرَبَةٍ١٦
Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.
١٧
ثُمَّ كَانَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَتَوَاصَوْاْ بِٱلصَّبْرِ وَتَوَاصَوْاْ بِٱلْمَرْحَمَةِ١٧
Sonra, inanıp birbirlerine sabır tavsiye edenlerden, merhametlilerden olmayı tavsiye edenlerden olmaktır.
١٨
أُوْلَـٰٓئِكَ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ١٨
İşte bunlar amel defterleri sağdan verilenlerdir.
١٩
وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِـَٔـايَـٰتِنَا هُمْ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَشْــَٔمَةِ١٩
Ayetlerimizi inkar edenler, işte onlar amel defterleri sollarından verilenlerdir.
٢٠
عَلَيْهِمْ نَارٌ مُّؤْصَدَةُۢ٢٠
Onlar her yönden ateşle kapatılacaklardır.
Sayfa 594 · ٥٩٤